13 Ocak 2026 Salı
“THE HOUSE THAT JACK BUILT” (JACK'İN İNŞA ETTİĞİ EV)
Haftasonu sabah. Kahvaltımı yaptıktan sonra her hafta olduğu gibi Cuma günleri çıkan Oksijen gazetemi alıp balkondaki yaylanan koltuğuma keyifle oturuyorum. Yanımda da tavşan kanı bergamotlu çayım, insan daha ne isteyebilir ki?
İlk sayfaları yutar gibi okuduktan sonra, Vedat Milor’un biraz sofistike, biraz snob ve gayet tepeden bakan yemek yorumlarına sıra geldi, istemeye istemeye okurken otobanda bir cisme çapan araba gibi ZINK diye durdum.
Hazret İstanbul’da bir lokantaya gitmişti ve tek kelimeyle yemeklere ‘bayılmıştı’.
Yazının bir yerinde yediği ciğer sarma’yı ballandıra ballandıra anlatıyordu: ‘Bu tabağı tattığımda aklımdan geçen tek kelime ‘başyapıt’ oldu. ‘KUZU O KADAR GENÇKİ, O KORKULAN AĞIR KUZU KOKUSUNDAN ESER YOK’!! Buradan sonra hem yazıyı okumayı, hem de gazeteyi bir kenara bıraktım, içim bir tuhaf olmuştu..
Geçen haftalarda Lars von Trier sinemasının eleştiri ve yorumlarını Flu Akademi moderatörlüğünde Prof. Dr. Nevzat Kaya’dan dinlemiştik, son hafta “The House That Jack Built” filmini analiz etmişti hoca ve bir tokat gibi yüzümüze çarptığı gerçeklerle hepimizi şoke etmişti her zamanki gibi. Bu filmle Vedat Milor’un yukardaki yorumu bir şekilde bana bağlantılı gibi göründü: Şiddetin estetize edilmiş hali.
Filmdeki ana karakter olan Jack, bir seri katildir ve işlediği düzinelerce cinayeti birer sanat eseri gibi kurgulamaya çalışır. Film boyunca Jack’in dış ses olarak Verge (Romalı şair Virgil’e atıf yapılmış) adında gizemli bir karakterle konuştuğunu duyarız. Jack, işlediği cinayetleri mimari, resim, edebiyat ve doğadaki çürüme ile kıyaslayarak savunur. Ona göre:
Yıkım, yaratıcılığın bir parçasıdır.
Bir ceset de tıpkı bir katedral gibi bir sanat objesi olabilir.
Ahlak, sanatı kısıtlayan bir engeldir.
Nevzat Hoca derste Jack karakteri için şöyle demişti: ‘Jack’e kötü sapık diyemezsiniz. Demeye hakkınız yok. Çünkü Jack kim biliyor musunuz? Aydınlanmanın en akıllı oğullarından bir tanesi. Jake kesinlikle bir anti kahraman değil. Jack Aydınlanmanın ve bütün bize tepeden bakanların suretidir. İyi bakın, Jack’e.’
Bugün dünyada Jack suretleriyle beraber yaşıyoruz, onların yaptıklarına ve yazdıklarına katlanmaya çalışarak geçiyor her günümüz. Ve bunu sanat, aydınlanma ve medeniyet kavramlarının gölgesine sığınarak yapıyorlar, ve ne ironiktir ki, pek çoğumuz bu kavram çarpıtma gösterilerine bayılıyoruz, alkış tutuyoruz. Ve merakla bekliyoruz, sıranın kime geleceğini..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

